Yapay zekâ aramasında görünürlük: küçük bir site neye bakmalı
Sorusunun cevabını bir bağlantı listesi yerine tek paragrafta alan bir okuyucu var. Bu yazı, o okuyucunun sizi okuyup okuyamadığını nasıl ölçeceğinizi anlatıyor.
Bir kullanıcı artık sorusunu Google'a yazıp on bağlantıya bakmak yerine ChatGPT'ye, Gemini'ye ya da Google'ın kendi yapay zekâ özetine sorabiliyor ve tek bir paragraf cevap alabiliyor. Bu paragrafın altında bazen üç beş kaynak adı duruyor. Yapay zekâ aramasında görünürlük denen şey, o kaynak adlarından biri olmaktır — ve bunun için satın alınacak bir yer, doldurulacak bir başvuru formu yok.
Türkçe'de bu iş için oturmuş bir ad da yok. İngilizce kaynaklarda "GEO" (generative engine optimization) geçiyor; biz de bu yazıda o kısaltmayı kullanacağız. Ama kısaltmanın kendisi önemli değil; önemli olan soru şu: bir makine sayfanızı açtığında, tekrar etmeye değer bir cümle bulabiliyor mu ve o cümlenin size ait olduğunu anlıyor mu?
Önce kapıyı kontrol edin
İçerikle ilgili tek bir tavsiye vermeden önce ölçülmesi gereken şey şu: bu makineler sitenize girebiliyor mu?
Türkiye'deki küçük işletme sitelerinin büyük bölümü Cloudflare arkasında duruyor. Cloudflare'in "yapay zekâ botlarını engelle" ayarı var ve yeni alan adlarında bu ayar varsayılan olarak AÇIK geliyor. Yani robots.txt dosyanız tertemiz olabilir, site haritanız kusursuz olabilir, içeriğiniz iyi olabilir — engelleme sunucunuza hiç ulaşmadan, kenarda oluyor.
Bunu panelden değil, dışarıdan ölçün:
curl -s -o /dev/null -w "%{http_code}\n" \
-A "GPTBot/1.2" https://siteniz.com/200 gelirse kapı açık. 403 gelirse aylardır ışıklar kapalı çalışıyorsunuz demektir. Aynı testi ClaudeBot, PerplexityBot ve OAI-SearchBot için de tekrarlayın: her biri ayrı ayrı değerlendiriliyor, birinin geçmesi diğerlerinin geçtiğini göstermez.
Bu madde listenin başında, çünkü "her şeyi doğru yaptım ama hiçbir yerde görünmüyorum" vakalarının en sık sebebi bu ve tek komutla anlaşılıyor.
Makinenin aradığı şey: alıntılanabilir bir cümle
Klasik arama motoru sayfanızı insana karar verdirmek için dizine ekliyordu. Cevap üreten bir sistem ise sayfanızı bir paragraf YAZMAK için okuyor. Aradığı şey anahtar kelime yoğunluğu değil, arkasında durabileceği somut bir ifade.
Bunun pratik karşılığı Türkçe içerikte sık görülen bir alışkanlığa çarpıyor: yazıya uzun bir girişle başlamak. "Günümüzde teknolojinin gelişmesiyle birlikte..." diye açılan bir sayfa, cevabı dördüncü paragrafa saklar. İnsan okuyucu buna sabreder; cevap üreten bir sistem sabretmez, çünkü ilk bulduğu net cümleyi alır ve sizde net cümle yoktur.
Yapılacak şey basit ama alışkanlık değiştirmeyi gerektiriyor: cevabı ilk iki cümlede verin, sonra açıklayın. Sayı varsa sayıyı da ilk cümleye koyun. Geri kalan her şey — bağlam, gerekçe, istisnalar — cevabın arkasına gelir.
Soru başına bir sayfa, anahtar kelime başına değil
"Kombi bakımı" bir kategoridir. "İstanbul'da kombi bakımı ne kadar tutar" bir sorudur. Cevap üreten bir sistem ikincisini alıntılayabilir, birincisini yalnızca sıralayabilir.
Gerçek bir müşterinin telefonda sorduğu cümleleri yazın ve her birine kendi sayfasını verin. Bu, sayfa sayısını şişirmek anlamına gelmiyor: beş gerçek soruya beş net sayfa, yirmi anahtar kelimeye yayılmış yirmi yarım sayfadan daha fazla iş görür.
Yapılandırılmış veri sayfayla aynı şeyi söylemeli
Sayfanızda SSS bölümü varsa ve bunu JSON-LD ile işaretliyorsanız, işaretlemedeki soru ve cevaplar sayfada GÖRÜNEN metinle birebir aynı olmalı. Bir dönem sayfada olmayan soruları şemaya yazmak ucuz bir numaraydı; bugün işaretlemenizin tamamen yok sayılmasının en hızlı yolu. Sizi alıntılayan sistemler yalnız JSON-LD'ye değil, render edilmiş sayfaya da bakıyor.
Aynı disiplin telefon, adres ve çalışma saati için de geçerli: bunlar doğrulanmış bilgilerdir, tahmin edilmez. Sayfada yazan numara ile şemadaki numara farklıysa kazanan hiçbiri olmuyor.
Sayfa gerçekten metin mi içeriyor
Türkiye'de küçük işletme sitelerinin çoğu WordPress üzerinde ve sayfa kurucu eklentilerle kuruluyor. Bunun bir yan etkisi var: sayfanın kaynak kodunda gördüğünüz şeyle tarayıcının çizdiği şey aynı olmayabiliyor. Bazı bölümler yalnızca JavaScript çalıştıktan sonra beliriyor.
Cevap üreten sistemlerin bir kısmı sayfayı çalıştırarak okuyor, bir kısmı okumuyor. İkinci gruba düştüğünüzde başlığınız ve ilk paragrafınız onlar için hiç var olmuyor. Kontrolü kendiniz yapabilirsiniz: sayfayı JavaScript kapalı bir sekmede açın ya da kaynağı indirip içinde cevabınızın geçtiği cümleyi arayın. Cümle ham HTML'de yoksa, o cümle sizin için yazılmış demektir, makine için değil.
Aynı mantık bir başka alışkanlığa da uyuyor: cevabı yalnızca görsele yazmak. Fiyat listesini, çalışma saatini ya da adım adım anlatımı yalnız bir görselin içine koyduğunuzda, o bilgi metin olarak hiçbir yerde yok. Görsel kalsın; ama yanında düz metin olarak da dursun.
Ölçmek: dürüst cevap "tam olarak ölçemezsiniz"
Buradan itibaren temkinli konuşmak gerekiyor, çünkü bu alanda en çok uydurulan şey rakamlar.
Sohbet arayüzlerinden gelen ziyaretlerin önemli bir kısmı referans bilgisi olmadan geliyor; Search Console ise yalnız Google Arama'yı raporlar, ChatGPT'yi ya da Perplexity'yi raporlamaz. Yani "yapay zekâdan şu kadar trafik aldım" cümlesini kimse tam olarak kuramıyor.
Buna karşılık gerçekten ölçülebilen üç şey var:
- Sunucu erişim kayıtları. Hangi yapay zekâ botunun hangi adresi ne zaman çektiği bir tahmin değil, kayıttır. Görünürlüğün ön koşulu burada görünür.
- Search Console'da gösterim/tıklama makası. Gösterimi sabit kalırken tıklaması düşen bir sayfa, cevabın artık başka bir yerde okunduğunu söylüyor olabilir.
- Doğrudan sorup kaydetmek. Kendi sorularınızı belirli aralıklarla motorlara sorup adınızın geçip geçmediğini not etmek kaba ama gerçek bir ölçüdür.
Üçü de tek bir panel rakamı vermiyor. Ama o rakamın yapacağı işi birlikte yapıyorlar: işin yürüyüp yürümediğini bilmek. Önemli olan ölçümü başlamadan önce kurmak: bugünkü durumu yazmadan iki ay sonra bakarsanız, elinizde karşılaştıracak bir şey olmaz ve her yorum tahmine döner.
Bu yazının kapsamadığı şey
Harita sonuçları ve yerel işletme kaydı ayrı bir mekanizma; buradaki hiçbir madde onların yerine geçmez. Sosyal medya da öyle. Kısaltmayı her şeyin cevabı gibi sunan tavsiyelerden uzak durun: "yapay zekâ kaynaklarına eklenme" hizmeti satan yerlerin sattığı şey ya sıradan bir halkla ilişkiler işi ya da bağlantı satın almanın yeni adı.
Özet
Yapay zekâ araması yeni bir disiplin getirmedi; eski üç soruyu daha sabırsız bir okuyucuya sordurdu. Makine sayfayı çekebiliyor mu, tekrar etmeye değer bir cümle bulabiliyor mu, o cümlenin sahibini biliyor mu. Bugün iyi durumda olan siteler bir numara bulmuş siteler değil; kapıyı açık bırakmış, ilk paragrafta somut bir şey söylemiş ve işaretlemesini sayfasıyla tutarlı tutmuş siteler.